1977 Yılında kaybettiğimiz Oğuz Atay etkileri açısından, Türk romanında önemli yazarlarından biri. Türk romanının ilk post modern ürünü sayılan kitabı Tutunamayanlar ile bireyin topluma  yabancılaşmasını yine bizim penceremizden ele aldı.

“Ben okul hayatımda güzel bir sınıf,zevkli bir okul binası iç açıcı bir bahçe görmedim.Kirden kararmış,dayanan dirseklerle cilalanmış eski sıralar;sıraların üstüne,geçen yılların Süleymanları,Necdetleri,Aykutları,zaman geçtikçe öz Türkçeleşen isimlerini,adlarını çakıyla yazmışlar.Duvarlarda,her yeni müdürün yeni zevksizliğini gösteren renkli badanala üstüne:son müdür Behçet Beyin sidik sarısı badanasının altında eski müdür Muhterem Beyin türbe yeşili ve merhum Sami Beyin çingene pembesi renkleri sırıtıyor.Kara tahtının karalığı,sözde kalmış.öğretmen kürsüsünün ön tahtasında,kadın öğretmenlerin bacaklarına,kalem düşürmek bahanesiyle bakabilmek için açılmış koca bir delik.Perdesiz büyük pencereleri,yaldız boyası dökülmüş bir soba,kirli ellerimizden leke olmasın diye tokmağın çevresi siyaha boyanmış kül rengi kapı ve hepsinin varlığını ve neden öyle var olduğunu açıklayan beylik cümle:bu fakir millet bu kadarını verebiliyor.

Hela yahut apteshane veya yüznumara ya da ayakyolu;en moderni:tuvalet.Ve hepsinin kapısında bütün bunlardan ayrı bir yazı:00.Bütün bu isimler içimi karartırdı.Bu isimleri hatırladıkça,keskin bir koku duyar gibi olurdum.Sınıfın koridoruna kadar yayılan keskin koku.Konunun peşine takılıp giderseniz,girişte kovalar,yer bezi yapılmış çuval parçaları ve süpürgeler karşılardı sizi.Tokmağı kopuk kapılar,kapanmayan kapılar,kapısına bozuk bir yazıyla “bozuk” yazılmış helalar,duvarlara sürülmüş pislikler…Alaturka helalar,alafranga helalar;alaturka musiki,alafranga müzik.Penceresiz helalar,muslukları kırık helalar.Helalara,esas işimizi değil de daha çok başka marifetler yapmak için girerdik:sınıfın gediklileri sigara içer,tembeller tahtadan tebeşir yürütüp hemen ağızlarına atarlar ve üstüne musluktan su içerler – böylece ateşleri yükselirmiş- kadın öğretmenin dersinde kalem düşürmeyi becerip yeterli hayal sermayesi biriktirenlerde kilidi bozuk olmayan helalarda,”suistimal” yaparlardı.Kadın öğretmenin hayali,sonuca varmadan kaybolsa bile,duvardaki resimler yardımcı olurdu helalarda.

Ben bütün bu hareketlerin içinde bir gözlemci sıfatıyla bulundum.”

Tutunamayanlar hala en çok satılanlar listesinde olan Türk edebiyatının en özgün romanlarından biri…