Mario Puzo‘nun Salvatore Giuliano‘nun hayatından etkilenip Sicilyalı yazarın Baba serisinin devamı olarak 1984’de yayınladığı bir romanı.
Salvatore Giuliano Sicilya’da yaşamış ünlü bir gangster. Hayatı da aslında Anadolu’da yaşamış efelere çok benzerlikler gösteriyor. Romanı okuyunca aklıma hemen Çakırcalı Mehmet Efe geldi. Akdeniz insanlarının ne kadar birbirine benzediğini gördüğüm bir roman.
Kurşun yağmuru Guiliano’nun elini uçurmuş vücudunu paramparça etmişti. Pisciotta, yaptıklarından korktu, düşmesini bekledi. Fakat Guiliano, yavaşça merdivenlerden aşağı geldi, yaralarından kan akıyordu. Pisciotta boş inançlardan kaynaklanan bir korkuyla dönerek kaçmaya başladı. Guiliano’nun arkasından koştuğunu fark edebiliyordu ve sonra düştüğünü gördü. Fakat Guiliano ölürken, hâlâ koştuğunu düşünüyordu. Beyninin parçalanmış sinirleri, Aspanu ile dağlarda yedi yıl bağırmaya başladı o gece olduğu gibi, “Aspanu, inanıyorum,” mutlu kaderine, arkadaşının gerçek sevgisine inanıyordu. Sonra ölümün merhameti, ihanete uğradığını ve son yenilgisini bilmeden onu aldı. Rüya görürken öldü.