Cumhuriyet tarihinin belki de en etkili romanlarını kaleme alan Kemal Tahir sadece romanları ile değil Tarih tezleriyle’de kültür tarihimizi etkiledi.

Kemal Tahir 100 Yaşında yazarın ayrıntılı portresini birbirinden kıymetli yazarlarından anlatmış.

Kıymeti anlaşılamamış başka bir isim aynı zamanda sosyolog olan Baykan Sezer ağzından Kemal Tahir’i okuyalım.

“…Kemal Tahir’in yaşamı boyunca en fazla üzerinde durduğu konuların başında Batılılaşma yada Batıcılaşma sorunu gelmektedir. Bir rastlantı sonucu da değildir. Bir Türk yazarı olarak Türk romanının dünya edebiyatı içinde kendine düşen yeri kazanabilmesi için uğraş verirken aynı anda Türkiye’nin de  toplumlar arası ilişkilerde layık olduğu yeri kazanması çabası içindeydi.

… XIX. yüzyıldaki belli gelişmeler bazı yanlış anlamalara sebep olmuştur. Batı Yeni çağla birlikte yeni ticaret yolları aracılığıyla yeni ülkelerle yeni ilişkiler ağı kurulmuş, bu yeni ilişkiler Batı’ya önemli üstünlükler kazandırmıştır. Bu gelişme sonunda uygarlığın beşiği sayılan Akdeniz Atlantik ülkeleri önünde eski önemini yitirmeye başlamıştır. Batı, bu üstünlüğünü bir dünya egemenliğine çevirebilmek için geleneksel Doğu ülkelerine, bu ülkelerle ilişkilerinde üstünlüğünü kanıtlamak yerine kolayı seçmiş, kendisine ayrıcalık ve üstünlük sağlayan ilişkileri dayatmaya başlamıştır. Doğu ülkeleri çağdaş ilişkilere ayak uydurulması bahanesiyle endüstrileşme, Batılılaşma adı altında kendilerinin taraf olmadıkları bir ilişkiye zorlanmışlar, bu zorlama arasında kimliklerini, özelliklerini yitirmek tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlardır. Bir başka ülkeyi izleyerek, o ülkenin geliştirdiği kalıplara uymakla çağdaş ilişkilere katılabilmek olanağı yoktur. Eğer çağdaş ilişkiler içinde yapabileceğimiz bir şey, söyleyecek bir sözümüz varsa çağdaş ilişkiler içinde hak ettiğimiz yeri alabiliriz.

Kemal Tahir bu konuda da en doğru, en geçerli saptamayı yapmıştır. Yabancı açıklamaları benimseyerek, hazır modelleri kopyalayarak çağdaş ilişkilere katılmanın mümkün olmadığını ısrarla belirtmekten geri durmamıştır. Kemal Tahir, yalnızca toplumumuzun özelliklerini belirtmekle, vurgulamakla yetinmemiş, toplumlar arası ilişkilerde yerimizin, ağırlığımızın saptanmasına özen göstermiştir. Başlangıçta Kemal Tahir toplum özellikleri üzerinde dururken giderek toplumlar arası ilişkilerde yerimizi, gücümüzü saptamamıza yarar, bizim dünya ilişkilerine katılmamıza izin verir, Doğu-Batı çatışmasını görüşlerinde temel almaya başlamıştır.

Bugün Batı, bizlere yeryüzünde büyük başarı elde etmiş görüntüsü vermektedir. Karşısına çıkabilecek herhangi bir güç kalmadığı inancıyla yeni dünya düzeni adı altında kendi yasalarını, kendi egemenliğini yürütmekte kararlı görünmektedir. Gerçekte Batı’nın bu başarısı, başarısızlığının ürünüdür. XIX. yüzyıldan bu yana tüm beklentileri, açıklamaları yanlış çıkmış, önerisi, sözü kalmamıştır. Batı sözünü tüketmiştir. Doğu ise günümüz ilişkilerine uyum sağlamak adına Batılılaşma dayatmasıyla kimliğini, yaratıcılığını yitirmiş bulunmaktadır. Unutulmasın, Osmanlı kendi iradesiyle Batıcılaşma seçimini yapmıştır. Bu konuda belki de tek doğu ülkesidir. Osmanlı bu seçimi yaparken Batı toplumlarına özendiği için değil kendi özelliklerini, önemini korumak istemiştir. Bugün Türkiye’nin ne Batı’nın tükenmişliğini, ne de bir dünya siyasetine dayalı bir imparatorluğun varisleri olarak yeni bir siyasi öneri ve yol göstericilikten yoksun bırakılmış Doğu’nun bugün içine itilmiş bulunduğu çaresizliğini paylaşmakta çıkarı rolü bulunmaktadır. Kemal Tahir çapında bir romancı yetiştirerek bunu kanıtlamıştır. Türkiye’nin önündeki bu fırsatından gereğince yararlanıp yararlanmayacağını bir yerde Kemal Tahir’in görüşlerini, uyarılarını nasıl değerlendireceğimize bağlıdır.”

Kemal Tahir Yüz Yaşında T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınlarından çıktı.