Yakınlarda kaybettiğimiz Yaşar Kemal, yazarlığının dışında da siyasi kişiliği ile çok önce çıkan belki de Türkçe’nin en önemli yazarlarındandı. İnce Memed’le ‘iyi’ eşkıyayı ,köyleri,Türkmenleri, o dönem kimsenin ilgilenmediği ‘doğu’yu Türk Romanına soktu. Cumhuriyet Gazetesinde yaptığı yazı dizileri de özellikle tarihe ışık tuttu. Bunlardan biri olan Çakırcalı Efe daha sonra kitaplaştırıldı.
Binboğalar Efsanesi göçmen Türkmen bir obanın,yeni bir kışlak bulma umudunu anlatıyor. Nitekim oba kışlak bulmazsa yok olup gidecektir. İnanışa göre Hıdrellez günü rüyasında Hızır peygamber’i görenin dileği kabul edilecektir. Romanın çocuk kahramanı Kerem rüyasında Hızır peygamberi görür fakat bir kışlak yerine bir kartal diler. Roman Yörüklerin 1000 yıllık yerleşik hayata direnişinin öyküsünü destansı bir şekilde anlatmasının yanısıra kanımca Ağrı Dağı Efsanesi ile birlikte yazarın en iyi romanıdır. Yazarın Nobel’i de alamamış olması aslında Nobel için büyük bir kayıp.
Aşağıdaki satırlarda Türkmenlerin nasıl güçlü bir geleneğe sahip olduklarını Koyun Dede’nin ağzından anlatır…
“Koyun Dede kayalardan indi kalabalığa karıştı. Kısık sesiyle:
Dünyada herşey var. Ağaç, kuş, toprak, türlü kokular, nimetler… Toprak bereketli, toprakta yüz bin, bir milyonluk doğurganlık… Akla hayale sığmaz. Sular, yıldızlar… Hepsi de insan için yaratılmıştır, dedi. Bu gece yüreğinizi iyice temizleyecek, arıtacaksınız… Eğer içimizden bir insanı aşağılıyorsanız, aşağınılacak insan yoktur, bunu böylece bilin. Eğer bir insan için kötülük düşünüyorsanız, kötü düşünülecek insan bu dünyaya gelmemiştir, bunu böylece bilin. Dünyada kötülük yoktur. Kötülük uydurmadır. Dünyada iki türlü iyilik vardır. Işıktan bir değnek alın elinize, uzun bir değnek… Değneğin bir ucu çok parıltılı, bir ucu daha az parıltılıdır. İşte iyilikle kötülük arasındaki fark bu kadardır. Bunu böylece bilesiniz. Mervan kendince kötü değildi. Biz onu kötü yaptık. Bizim kötümüzdür. Yüreğinizi bu gece sabaha kadar arı tutun. Gerçeğe hüüü, dostlar… Dostluğa hüüü…
Haydar Usta geldi, Dedeyi kucakladı, sonra onu omzunda öptü. Dede güldü:
Sen de yüreğini arıt erenler, dedi. Bu gece senin gecen: Bu gece sen kurtaracaksın obayı.
Haydar Usta:
Ben mi kurtaracağım? diye şaşkınlıkla sordu.
Sende mi Dede? Dede onun elini yakaladı, sıktı:
Hangi suyun başında sabahlayacaksın sultanım.
Alagözü bekleyeceğim.
Himmetin hazır olsun, dedi Dede, ayrıldılar. Ve kalabalık ağır ağır ormana, sulara, pınarlara, kayalıklara dağıldı.
Bu gece beş mayısı altı mayısa bağlayan gecedir. Bu gece denizlerin ermişi İlyasla karaların ermişi Hızır buluşacaklar. Dünya kurulduğundan bu yana bu iki ermiş her yıl, yılın bu gecesinde buluşurlar. Eğer bir yıl buluşmayacak olsalar, denizler deniz, topraklar toprak olmaktan çıkar. Denizler dalgalanmaz,ışıklanmaz, balıklanmaz, renklenmez, kururlar. Topraklar çiçeklenmez, kuşlar,arılar uçmaz, ekinler yeşermez, sular akmaz,yağmurlar yağmaz, kadınlar, kısraklar, kurtlar, kuşlar, börtü böcek, tekmil yaratık doğurmaz. Eğer onlar buluşmazlarsa… Kıyametin habercileri Hızırla İlyas olacaktır.
Hızırla İlyasın buluştuğu an, biri mağrıpran, biri maşrıktan iki yıldız doğar, yıldızlar Hızırla İlyasın buluştuğu yerin üstüne kayarak gelirler, tam Hızırla İlyas birbirlerinin elini tutarlarken onlar da birleşirler, tek bir yıldız olurlar.
Hızırla İlyasın üstüne ışık olup sağılırlar. Hızırla İlyasın el ele tutuştuğu, yıldızların gökte birleştiği an dünyada her şey durur, akarsular kirp diye oldukları yerde don muşçasına durur kalırlar, yeller esmez, denizler dalgalanmaz, yapraklar kıpırdamaz,damarlardaki kan akmaz, kuşlar uçmaz, arıların kanatları titremez. Her şey durur, hiç,hiçbir şey kıpırdamaz. Yıldızlar akmaz,ışıklar yürümez. Dünya bir an için ölür. Sonra her şey birden uyanır, dehşet bir yaşam patlar.
İşte bu gece sabaha kadar insanlar birleşen yıldızları görmek için evlerden dışarılara uğrarlar,yüksek yerlere, dam başlarına, minarelere, tepelere, dağ başlarına çıkarlar. Bir de su başlarını beklerler. Çeşmelerin, pınarların, çayların başlarını beklerler. Gözlerini sudan ayırmazlar.
Kim ki gökyüzünde yıldızların birleştiğini görür, o anda ne isterse olur. Ama ne isterse…”
”