Kişisel Umberto Eco külliyetine devamla okuduğum Düşman Yaratmak  yazarın çeşitli dönemlerde kaleme alınan denemeler ve konferanslarından oluşuyor.

Umberto Eco; değindiği bir çok konu olmasına rağmen kitabın başlığa ismini veren (bir nebze) ‘Düşmanı inşa etmek’ denemelerinden ele almak istiyorum. Toplumların neden ayrıldığını ya da neden ayrılması gerektiği gerçeğini modern toplum üzerinden bize aşağıdaki satırlarla anlatıyor.

“…Bir düşmana ihtiyaç duyan varlıklar olduğumuzu anlamamız için Bin dokuz yüz seksen dört’ün hezeyanına ulaşmamız gerekmez. Yeni güç dalgalarından duyulan korkunun nelere yol açtığını görüyoruz. İtalya’da bir etnik bir grubun toplumun dışına itilen bazı üyelerinin özelliklerine o etnik grubun tamamını dahil edilerek inşa edilen Rumen düşman imgesi, etnik yönleri de olan bir değişim sürecinin etkisi ile alt üst olup artık kendi kendine yabancı olan bir toplum için ideal bir günah keçisidir.

Bu bağlamda en kötümser görüş Sarte’nin Huis Clos*’sundaki (gizli oturum) görüştür.  Kendimizi sadece bir Öteki’nin varlığında tanıyabiliriz ve bir arada yaşama ve uysallık kuralları bu olguyu temel alır. Ancak bir yandan da Öteki’nin dayanılmaz bulmaya hazırız, çünkü bir anlamda bizden değildir. Böylece, onu düşman haline getirerek yeryüzündeki cehennemmizi yaratırız. Sartre hayattayken bir birini tanımayan üç ölüyü bir otel odasına kapatığı zaman ölülerden biri korkunç gerçeği anlar:

Bakın bu o kadar basit, o kadar sıradan bir durum ki. Fiziksel işkence yok,tamam mı? Ama cehennemdeyiz. Buraya başka kimse gelmeyecek. Hiç kimse. Sonuna kadar bir tek üçümüz olacağız ve bir arada olacağız(…) Bir tek cellat eksik(…) Personel açısından tasarruf etmişler. İşte bu kadar.(…) Her birimiz, diğer ikisinin celladı durumunda.”

*Jean-Paul Sartre, La Porta chiusa [Gizli Oturum]

 

Düşman Yaratmak  Doğan Kitap’tan yayınlandı.