Bingöl’den Amerika’ya göçmüş ermeni bir ailenin çocuğu William Saroyan’un isimini yıllar önce C.Bukowski’nin Bana Aşkını Getir kitabında ki “Mahvolmuş Hayatlar” şiirinde okumuştum. Beni etkileyen yazarları etkilemiş yazar ve düşünürleri de okumak gibi ‘ince’ hastalığım olduğundan yazarı okumak için fırsat nihayet elime geçti.

“Ödlekler Cesurdur” yazarın çeşitli dönemlerde yayınlanan seçme hikayelerinden oluşuyor. Hikayeler İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında Amerika’yı, Amerika’da göçmenleri -özellikle doğulu halkları- ele alıyor.İsim vermeden bir çok hikaye ne kadar gülümsetse de aslında büyük bir hüzün taşıyor. Pulitzer ödülünü kazanmış olmasına rağmen ret eden yazarla tanışmak için neden bu kadar geçikmiş olduğuma hayıflanıyorum…

“Gözleri çocuk gözleriydi; ama anılarla yüklüydü bu gözler, yıllar önce ayrıldığı sevdiklerinin, belki memleketinin, anasının, babasının, kardeşlerinin, atının, ve daha çok bir çok şeyin anılarıyla…

Kalın ama yumuşak saçları vardı,daha ilk günkü gibi simsiyah, tek bir kır yok. Amerika’ya yeni gelen göçmen çocuklarına anne babalarının öğrettiği gibi saçlarını daima soldan ayırırdı. Bıyığını ve geniş omuzlarını saymazsak yüzü ve görünüşü tam bir okul çocuğu gibiydi. Tek kelime bile İngilizce bilmezdi. Biraz Türkçe, bir kaç kelime Kürtçe, biraz da Ermenice, hepsi o; zaten çok az konuşurdu. Konuştuğu zaman, sesi sanki kendi içinden değil de, çok uzaklarda bıraktığı memleketinden gelirdi. Konuşmak zorunda kalmış olmaktan pişmanmış gibi konuşurdu. Bu, anlatılması hiçbir zaman mümkün olmayanı anlatmaya çalışan birinin acıklı çabası gibi görünürdü, sanki söylediği her söz kederine keder katıyordu.”