Geçen yüzyılın en büyük yazar ve siyaset adamlarından olan  Emile Zola aynı zaman da Natüralizm akımının-da kurucusu olarak bilinir. Döneminde yükselen Antisemitizme tek başına meydan okuyarak Yüzbaşı Alfred Dreyfus‘un beraat etmesiyle sonuçlanacak sürecin en önemli aktörlerinden biriydi.

Zola,Thérèse Raquin’de sıradan hayatından sıkılan Thérèse Raquin’in tembel bir ressam aşığıyla aynı zamanda kuzeni olan kocasını (Camille) öldürüp evlenmelerini, ustuca gizledikleri cinayetin kayınvalidesi Matmazal Raquin’in farketmesini yine Matmazal Raquin’in gözünden anlatıyor.

“Hıçkırıkların arasında,bunlarla alay ederek tekrar yorganın altına giren Camille’in zafer kahkahalarını işitiyorlar gibi geldi. Onu yataktan atamamışlar, yenilmişlerdi. Camille usulcacık yine aralarına girmişti. Oysa Laurent güçsüzlüğüne ağlıyor, Thérèse de yasal kocası olmak sıfatıyla hortlağın zaferinden faydalanmak hevesine kapılıp kendini çürümüş kollarının arasına almasından korkuyordu. En son çareyi denemişler, yenilince artık şimdiden sonra bir kere bile öpüşmeye cesaret edemeyeceklerini anlamışlardı. Korkuyu öldürmek için meydana getirmeye kalkıştıkları delice aşk krizi onları daha derin korkuların içine atmıştı. Şimdi artık onları birbirinden sonsuza değin ayıran cesedin soğuk temasını hissederken kanlı gözyaşları döküyorlar, hallerinin ne olacağını azap içinde kendi kendilerini soruyorlardı.”